Yol Arkadaşım
Özge Özberk

Main menu:

Özge Özberk

Son Yazılar


Haftasonu Dergisindeki Röportaj

Tarık Akan ile Özge Özberk, Hafta Sonu dergisinin 41’inci yıl özel sayısı için bir araya geldi.
Söyleşide Tarık Akan, “Paparazzilik bir meslektir. Onların görevi yakalamaktır, karşısındakinin görevi de kaçmak. Ama gördüğüm kadarıyla insanlar kaçmadığı gibi, telefonla ‘Ben oradayım’ diye çağırıyorlar” dedi. Özberk ise medyatik olmama nedenini “Ben gündemde kalmayı avantaj gibi görmüyorum. Sonuçta insanlar sizi yaptığınız işle değerlendiriyor ve bir sonraki projeye taşıyorlar” sözleriyle ifade etti.
Usta aktör Tarık Akan ile yeni neslin en sevilen oyuncularından Özge Özberk, Hafta Sonu dergisinin 41’inci yıl özel sayısı için bir araya geldi. Geçmişi, bugünü ve geleceği konuşan iki sanatçı, objektiflere de Tarık Akan’ın başrol oynadığı Yeşilçam filmleri tadında çok özel pozlar verdi.

Özge Hanım, Tarık Akan’ın sizi en çok etkileyen filmi ya da filmleri hangisi?

- Özge Özberk: Hepsi birbirinden güzel. Ama özellikle “Kardeşim” filmi beni çok etkilemişti.

- Tarık Akan: Başka?

- Ö.Ö: “Bizim Aile”…

Özge Özberk Haftasonu Dergisindeki Röportaj Resmi

- T.A: Başka?

- Ö.Ö: O kadar çok film var ki!

- T.A: Özge haklı. Benim öbür filmler televizyonda oynamıyor ki… Şimdi “Yol”, “Sürü” desen…

- Ö.Ö: Onları biliyorum. Ben daha eskilerden bahsediyorum. Gülşen Bubik-oğlu ile oynadığınız filmlere gidiyorum.

Beraber bir filmde oynamanız teklif edilse nasıl bir rolde olmak isterdiniz?

- Ö.Ö: Ben Filiz Akın hayranıyım. Hayata bakışı, duruşu, her şeyiyle asaletin simgesi. Filmlerinde asaleti, hanımefendiliği, ufacık bir bakışı beni hep etkilemiştir.

- T.A: Kaç sene tiyatro yaptın?

- Ö.Ö: 14 sene oldu. Üç sene öncesine kadar tiyatro yapıyordum. En son Beşiktaş Kültür Merkezi’ndeydim.

Tarık Akan onca tecrübesiyle Özge Özberk’e neler tavsiye eder, oyunculukta nasıl bir yol izlemesini önerir?

- T.A: Tavsiyeye ihtiyacı yok. Özge’nin yaptığı birkaç işi seyrettim. Çok sinema zengini bir suratı var. Yaptığı işler ortada. Şimdi “A.R.O.G”da oynayacak. Cem (Yılmaz) çok enteresan biri. Yakışıklı değil, zekası süper. Cem’den benim istediğim bir tek şey olacak; “N’olursun şu Türkiye sınırlarını delip geçen bir iş yap!” Onun paraya, pula ihtiyacı yok. Artık birazcık ülkesi için film yapmanın mantıklarını ve doğrularını düşünmesini tavsiye ederim.

Özge Hanım en son “120″ adlı filmi çektiniz. Bu filmle ilgili anınız var mı?

- Ö.Ö: Çekimlerde 120 çocuk soğuk, buz demeden karın içinde saatlerce kaldı, “gık” bile demedi. Donma tehlikesi geçiren küçük kardeşlerimiz oldu. Doktora gittiklerinin ertesi günü tekrar sete gelip, çalışmaya devam ettiler. Hiçbir şekilde gocunmadılar. Çünkü yaptıklarının ne kadar önemli bir şey olduğunun farkındalardı. Bu bizi çok etkiledi. Van’da çekim yapılan yer, 1914’te o 120 çocuğun gönderildiği yerdi. O anlamda çok etkileyiciydi.

Tarık Bey sizin yeni bir sinema projeniz var mı?

- T.A: Var ama “var” demek, kesinlikle olacak demek değil.

Hafta Sonu dergisi 41 yaşında. Hafta Sonu denince Tarık Akan’ın aklına neler geliyor?

- T.A: 1977 yılında ben salon filmlerinden döndüm. Daha ayakları yere basan, sol filmlere girmeye başladım. İlk “Sürü” filmini Siirt dağlarında çekmeye başladık, 1 buçuk ayda aşağıya indik. Sonra Ankara’ya geldik, ama oraya geldiğimizden de hiçbir gazetecinin haberi yok. Haberi ilk Hafta Sonu almış. Ankara’da bir istasyonda benim koyunlarla birlikte bir sahnem vardı. Ben yöresel kıyafetlerle oturmuşum, öğle yemeğinde yağlı bir sandviç yiyorum. Sandviçin yağı sakalımdan aşağı akıyordu. O fotoğrafı ilk siz kullandınız. Ondan sonra Hafta Sonu ile olan ilişkilerim çok farklılaştı. Hafta Sonu’na ben hep başka bir saygınlıkla bakarım. Onlar da bana saygınlıkla bakar.

Ülkenin ilk paparazzileri Hafta Sonu’ndaydı. Sizi hiç yakaladılar mı?

- T.A: Öyle şeylere cevap vermem. Ayrıca da unutmuşumdur.

Paparazzilerle ilgili ne düşünürsünüz?

- T.A: Bu bir meslektir, bir görevdir. Onların görevi yakalamaktır, karşısındakilerin görevi de kaçmak. Akıllıca kaçabiliyorsan kaçıyorsun. Ama gördüğüm kadarıyla insanlar kaçmadığı gibi, telefonla “Ben oradayım” diye çağırıyorlar.

Siz nasıl kaçmayı becerdiniz?

- T.A: Ben hiç kaçmadım.

Türkiye’nin en ünlü sanatçılarından birisiniz ama bir o kadar da kamufle yaşıyorsunuz.

/_newsimages/5258516.jpg- T.A: 17 yıllık eğitimciyim de ondan.

Popüler bir mekana gitsem, eğlensem diye düşündüğünüz oldu mu hiç?

- T.A: Hayır, çıkılacak yerler var, çıkılmayacak yerler var. Sizin beklediğiniz mekanlar var. Oraya bilerek gidiyorlar, “Gelin beni yakalayın” diyorlar.

Şimdiki aşklar da, aşk filmleri de gençlik yıllarınızdakinden çok farklı.

- T.A: Hiçbir değişiklik yok. Aşk aşktır, sevgi sevgidir. İnsanlık var olduğundan beri, dünyanın en güzel duygusu.

Özge Hanım üç yıl birlikte olduğunuz Hayim Sadioğlu ile kısa süre önce evlendiniz. Evlilik nasıl gidiyor?

- Ö.Ö: Çok güzel gidiyor.

Siz de popüler hayattan uzak duruyorsunuz.

- Ö.Ö: Ben gündemde kalmayı ya da magazin programlarında olmayı avantaj gibi görmüyorum. Sonuçta insanlar sizi yaptığınız işle değerlendiriyorlar ve bir sonraki projeye taşıyorlar.

Yorum yazın