Yol Arkadaşım
Özge Özberk

Main menu:

Özge Özberk

Son Yazılar


İstanbul Life Dergisi

Özge Özberk İstanbul Life Dergisi Resmi Özge Özberk İstanbul Life Dergisi Resmi

14 SENEDİR SAHNEDE

Başarılı,yetenekli,güzel…Bu üç sıfatı da fazlasıyla hak ediyor.Bu ay Özge Özberk’le Anadolu Hisarı’nda Hekimbaşı yalısındayız.Merakla beklenen ‘AROG’ filmi ile ilgili son gelişmeleri kendisinden dinledik.

Dünyaya yakın(Down to Earth) diye bir tabir vardır İngilizce’de.Çok önemli bir iltifattır kanımca.Herkese nasip değildir bunu duymak.Söylemesi de bir o kadar zordur zaten.Bilim adamı olsun,futbolcu olsun,oyuncu olsun,zengin olsun,manken olsun,doktor yada ressam olsun fark etmez.İnsanların önemli bir çoğunluğunda başarı ile paralel beliriveren tehlikeli bir ukalalık ve kibir geni vardır.İşte onlar birden başkalaşır,yabancılaşır.Ulaşılmaz oluverirler nedense…Bu ay Özge Özberk’leyiz.Onca haklı başarısı,yeteneği,güzelliği ile bu iltifatı bu kadar hak eden ve büyük bir rahatlıkla “Dünyaya çok yakın” diyebileceğim çok nadir insanlardan biri özge.Keyifli ve uzun sohbetimizin sonunda “Ailece görüşelim” diyesim geliyor neredeyse.Samimi,neşeli,cesur ve net…
İşte Özge…

İlgimi çeken bişey oldu.Tiyatro,sinema,reklam filmi vs. çok yoğun bir iş geçmişiniz var.Ama bir yandan da flaşlardan uzak kalmayı başarabilmişsini.Mümkün mü bu?
Tuhaf değil mi?Ben de zaman zaman düşünüyorum.Biraz yaşam tarzı ile alakalı.Çok fazla kameraların peşinden koştuğu bir ortama da girmedim aslında.Evvelsi gün öyle bir şeye denk geldim;elim ayağıma dolaştı.

Kaçmak mümkün mü?
Kaçmıyorum bile,üstüme gelmiyorlar.Belki hoşlaşmıyorlar benimle.(Gülüyor)

Valla ben içbir yerde kötü bir eleştiriye rastlamadım.Ekşi sözlükte bile.Ki,Ekşi Sözlük mahveder insanı.
Herhalde yaptığım işlerin biraz çizgisinde durmaya çalışıyorum.İyi işler,iyi insanlarla çalışmak.Belki onlara layık olmaya çalışıyorum içten içe.Yaptığım işe saygıdan belki de.Öyle ortamlarda bulunmayı sevmiyorum o ayrı.

Bir de yavaş yavaş oldu sanırım kariyerinizin gelişimi.Bir gecede olmadı bütün bu başarılar değil mi?
Evet.14 senem bitti.Dolayısıyla herşey tırnaklıya tırnaklıya,kazıya kazıya oldu.Hep haddimi bile bile.Ya da farkında ola ola.Şımarması gereken o kadar çok iyi oyuncu ve insanlar var ki bana o şımarıklığı yapmak düşmez.Ünlü oluyorsun,tanınıyorsun,seviliyorsun…Yeter ki yaptığın iş fark edilip takdir edilsin.Hayattaki tek amacım o.

İlk takdir edildiğinizi ne zaman hissettiniz bu uzun yolculukta?
İlk ‘Çemberimde Gül Oya’da oldu.’Gora’ ile aynı döneme denk gelmişti.

Neydi orada farklı olan?
Hikaye çok önemliydi.Ekip çok iyiydi.Oyuncular çok iyiydi.Gerçekten çok ağır bir oyunculuk gerektiriyordu.Hem çocukluk vardı,hem ayakları üzerine basan bir kadın vardı,komşuluk ilişkileri ile haşır neşir olan bir kız vardı,ailesine karşı gelip bir yandan içnde aile kavramını korumaya çalışan bir kız varı.Çok karışık bir karakterdi aslında.

Sizinle benzerlikler taşıyormuydu oynadığınız karakter?
Benzerlikler zaman zaman yakalıyorum ama Yurdanur kadar azimli ve hayatımı bir anda idalleri uğruna bu kadar değiştirebilecek yapıda hissetmiyorum.

Evlilik de böyle bir karar değilmi aslında?
Evlilik,hayatımda çok önemli değişikliğe sebep olmadı.

Eşiniz tamamen farklı bir meslekten.
O büyük avantaj.Çok faydasını gördüm açıkçası.Benim kadar deli gibi koşturmuyor,bu yüzden birbirimize destek olabiliyoruz.Finans,ekonami konusunda o daha ağır basıyor.Benim hiç anlamadığım şeyler.O anlamda beni çok tamamlıyor.Senaryolara hiç karışmıyor.Ama teknik ve manevi anlamda çok destek oluyor.Farklı meslekler olması ilişkide çok önemli.

‘Gora’nın devamı ‘Arog’ projesi gündemde şu aralar sanırım.Bir fragmanı bile var.
Bu ay başlıyor çekimler.Üç gün üç gece teaser çektik.Ama çok donanımlı bu sefer.Teknik anlamda kesinlikle dünya standartlarında.Bütün storyboard’lar (Senaryonun görsel anlatımı) hazırlanmış.Ben sadece oradaki resme bakıp kayda girdim.Çok hazırdı.Eğlencesi de cabası zaten.

Ne zaman seyreebileceğiz ‘Arog’u?
2009 Ocak diyorlardı.Daha senaryoyu okumadım,çok merak ediyorum.Kaba olarak biliyorum ama…

Fragmanı seyredince ‘Gora’ya göre çok daha iddealı bir iş çıkacağı belli oluyor zaten.
Bambaşka bir şey.Sonuçta aradan beş yıl geçti.Çok büyük araştırma yaptı Cem.Ufacık bir yanlışı bile düşünmek istemiyor.

En son ‘Sinekli Bakkal’ dizisi tartışmalı bir şekilde ekrandan kayboldu.Takke konusu gündeme geldi.Ne oldu orada?
Çok iyi başlamıştık ama…Birinci bölümü bütün ekip seyrederken TMSF’den abiler vardı.Dizi bittiken sonra abiler “Bu takke çıkacak” dediler.”Ya nasıl çıkacak?Biz ikinci bölümü çektik” dedik.İkinci bölümdeki bütün takke ve tesbihli sahneler tekrardan çekildi.

Oyuncu da herhengi biri değil.Türk sinemasının emektar isimlerinden Şemsi İnkaya.
Şemsi İnkaya’ya sorarsanız konuşmak bile istemez.Çok üzüldü,kırıldı ve rencide oldu.Neyse ki o kadar çok abartılmadı ve beşinci bölümde kaldırıldı dizi.Gerçekten çok ilginç.Böyle bir zincir bu.İyi senaryo,iyi oyuncular,iyi yönetmen ve gerçekten kanalın arkasında durması.Bir çok dizi var ki reytingleri korkunç ama kanal arkasında o kadar iyi duruyor ki bir anda yükseliyor birinci sıraya oturuyor.

Sektörde tanıdığım insanlardan şunu duyuyorum;Türk seyircisinin dizilerle ilginç bir ilişkisi varmış.Dizinin başından kalkıp,yemek yicek,çocuklarını yatıracak,telefonla konuşacak,banyoya gircek ve geri döndüğünde dizi ile ilgili hiç bir şeyi kaçırmamış olacak yani…
Aslında doğru.Tutan dizişere bakarsanız,üç bölüm sonra da seyretsen çok farklı bir şey olmuyor.Ama mesele benim yaşadığım tecrübeden tersini söyleyeceğim.’Çemberimde Gül Oya’da böyle bir şey yoktuçKaçırmadan seyretmek gerekiyordu.Bir sonraki diğerini aratıyordu.Her geçen bölüm olayların daha da içine giriyordunuz.Aslında çok çözemedim bende.Mantığını tam anlamış değilim.İsanlar kafalarını yormak istemiyor.

Televizyon bir çeşit dinlenme,uzaklaşma aracı mı bizim için?
Biraz ağlasınlar,biraz gülsünler,biraz kendilerinden bir şey bulsunlar.Çünkü zaten hayat o kadar karmaşık ki.Dışarı bir çıkıyorsun,sadece kulaklarını kapatmak istiyorsun.Kavga,gürültü,yüksek ses,negatif enerji…Her şey o kadar üst safhada yaşanıyor ki.Rahatlıyorlar,deşarj olyorlar televizyonun karşısında.O yüzden çok fazla sitcom yapılamıyor.İnsanlara uzak geliyor.Bakınız ‘Recep İvedik’.Kaç milyonu geçti seyirci sayısı.Hakikaten sosyolaojik,psikolojik bir vaka diye düşünüyorum onu.Oturup araştırılması gereken bir şey.İnsanların gerçekten bu filme ihtiyacı var mıydı?

Şöyle bir durum da söz konusu ki ‘Recep İvedik’te eğlenen,gülen,beğenen kesim filmde gırgır geçilen kesim değil.Belki Recep İvedik o filme kendisi gitse hiç hoşlanmayacak.
Evet.Çok acayip…Farklı farklı kitlelerden “Çok güldük,çok eğlendik” diyen insanlar var.Çok ayrı insanların keyif alması da şaşırtıcı.Ama dediğim gibi deşarj olmak diye bir şey var.

Peki sizin deşarj olma yönteminiz ne?
Ben yaklaşık altı aydır bir oyuna sardım çok fena.(Gülüyor) ‘Warcraft’ diye bir oyun oynuom.

Amannnn.Stres dolu bir oyun o yahu.
Evet,elim ayağıma dolanıyor ama o kadar acayip bit adrenalin ki o.Onu oynuyorum.62.seviyeye geldim.Şu an aklım orada,iki seviye daha atlıyabilir miyim diye.(Gülüyor)

Kısa keselim o zamn sohbeti.
Bu arada tek oyunla uğraşıyom,oyunla deşarj oluyorum.Başka bir şey yapmıyorum.

‘Kolay Gelsin’ devam etmiyor mu?
O da bitti…

Şahan giti…
Şahan gitti ama şöyle bir avantajım oldu.Uğur Yücel gibi olağanüstü bir deha ile tanıştım.

Çok kaliteli bir programdı kanımca.Çok iyi bir fikirdi.
Çok iyi bir fikrdi!Hiç denenmemiş ve çok iyi kotarılmış bir iş yaptık.Enerjimiz çok iyiydi.Çekim sonunda hep toplantılar yapıldı.Uğur Yücel’in söylediği 100 cümlenin 98′ini tutsan alır yürür gidersin.

Ne oldu da bitti?
Çok iyi bilmiyorum ama Şahan’ın filmle ilgili yoğunluğ öne çıktı biraz.Mutsuzluklar yaşamaya başladı.Filmin mutluluğu daha ağır bastı galiba.Bir de;sahnenin tadını alıp o selamın ne kadar önemli bir şey olduğunun idrakına varmakla da alakalı bir şey.O çok özel bir şey.İkinci defa sahneye çıkıp o selamı veriyor olmanın bilinci ve hazzı çok değerli.Belki bunu biraz ıskaladı Şahan.Çok zeki bir çocuk,çok komik bir çocuk.Sahnede harikalar yaratıyor.Ama keşke biraz daha sabırlı olabilseydi.Çok eleştiriler geldi.O da çok yıprattı onu.Çok takılan bir çocuk çünkü.Belki tek başına görmek istedi insanlar onu.Gerçekten ekip işi.Kenetlenmiş olmak.BKM yıllarını hatırlıyorumda,bir boşluğu dolduruyor olmak,düşerken birinin tutacağını bilmek ne kadar özel ve güzel bir şey.

ÖZGE ÖZBERK’İN İSTANBUL’U

AKşam yemeği için tercih edeceğiniz ilk 3 yer?
Itsumi,Sunset,Mori,Cat’z Bebek.

Mahalle esnafından en sevdikleriniz?
Evimin tam karşısındaki Kaya Bakkal.

Şimdiye kadar nerelerde oturdunuz?
Merte,Acıbadem,İstinye,Ulus.

En çok ahngi radyoyu dinliyorsunuz?
Dinamo 103.8 FM,FG FM 93.7,Lounge FM 102.

İstanbul’da sizi en mutlu eden semt?
İstinye.

Gece geç saat eğlenceden dönerken acıktınız?Neresi?
Lale İşkembecisi.

Buzdolabı alışverişleriniz nereden yapıyorsunuz?
İstinye Migros ve Carrefour.

İstanbul’da hiç gitmediğiniz bir semt var mı?Nersesi?
Fatih.

İstanbul bir sevgili olsaydı onu elde etmek için ne yapardınız?
Alt yapısını düzelticeme söz veriridim.

İstanbul’un en iyi kavuşma mekanı?
Ortaköy.

En sevdiğiniz yürüyüş parkuru?
Yeniköy Parkı’ndan başlayıp Tarabya’ya uzanan parkur.Ayrıca zeminin güzel olmasından dolayı rollerblade yapma imkanıda var.

Bir kahve hakkınız var,nerede içersiniz?
The House Cafe.

Kitap ve müzik alışverişlerinizi nerden yapıyorsunuz
D&R

İstanbul’un en depresif ve en neşeli bölgeleri?
Her iki anlamda da Taksim.

Gece yarısı çıktığınızda tercih ettiğiniz yerler?
Nişantaşı Leae.

En sevdiğiniz alışveriş merlezi,mağaza,giyim kuşam markası?
Sürekli İstinye’den bahsediyor gibi oluyorum ama İstinye Park.Oradaki V2K,Zara ve Nine West mağzaları.

En iyi yaptığınız yemek?
Körili tavuk.

Çok önemli bir misafiriniz var.Nerede,nasıl ağırlarsınız?
Sunset’te bir akşam yemeğinde.

En sevdiğiniz sinema salonu?
Cinebonus Kanyon.

İstanbul’dan silmek istiyeceğiniz manzaralar var mıı?
Aylarca süren,bitmek bilmeyen,sürekli bozlup yapılan yol inşaatları.

İstanbul olmasaydı hangi şehirde yaşamak isterdiniz?
Tropik herhangi bir adada.

Bu şehrin atdını en çok kimler çıkarıyor?
Herkes her an zevk alabilr İstanbul’dan.Yeter ki yaşamsını bilelim.

İstanbul için bir proje düşündünüz mü?
Her tafiğer çıkışımda düşünüyorum;toplu taşımacılık nasıl cazip hale getirilebilir ve bunu görmeye bizim ömrümüz yeter mi?

alıntıdır..

Yorum yazın